CEMATÊ DÊSIMİ BASEL
  FORUM_Kurşiyê Werenayişi_Tartışma Kürsüsü
 
=> Daha kayıt olmadın mı?

FORUM-Kurşiyê Werenayişi-Tartışma Kürsüsü - DERSİM 37/38 ÜZERİNE

Burdasın:
FORUM-Kurşiyê Werenayişi-Tartışma Kürsüsü => Beispielforum => DERSİM 37/38 ÜZERİNE

<-Geri

 1 

Devam->


Z.Dersim
(şimdiye kadar 5 posta)
13.04.2008 23:46 (UTC)[alıntı yap]


Büyük Felaketleri Unutturmamak

Geçen hafta binlerce Budapeşteli, 64 yıl önce götürülen ve dönemeyenlerin anısını unutturmamak için yürüdü. Macaristan’daki gibi Dersim’de ölenleri senede bir gün anmak hayatı tehdit eden ırkçı karanlığa karşı bir ışıktır.

BİA Haber Merkezi - Tunceli

12 Nisan 2008, Cumartesi


Hüseyin AYGÜN

1938 yazının başı; buğdaylar ekilmeye hazır; Xozat bölgesinde Zımek köyünde gün başlıyor. Asker her tarafı sarmış ve köy uyanıyor. Erkekler bir yana; kadınlar ve çocuklar bir yana seçiliyor. Kadın ve çocuklar, etraflarında askerler Pırkani’den Nişange’ye doğru yürüyorlar; erkekler ise Koê Sıpe’ye tırmanıyorlar.

Vardıkları yerde kadın ve masum çocuklar dehşet ve korku dolu gözlerle tam karşılarına kurulmuş ağır makinalıyı ve makine başındaki gencecik askeri gözlemeye başlarlar. Herkes birbirine daha fazla sarılır; ağlamalar; dualar ve feryatlar başlar. Abasanlıların kadın ve çocukları burada kırılacaktır. Daha sonra Şıx Memedlilerin başına gelecek olan da budur.

Ağır makinalı birden çalışmaya başlar; insanlar kendilerini yerlere atarlar; ancak üzerlerine pek kurşun gelmediğini anlarlar. Bu genç askerin, elleri-kolları bağlı kadın, çoluk-çocuğun kırılmasına vicdanı razı değildir; parmakları tetiğe gitmemiştir. Bu ilk atışta vurulan pek az olur. İnsanlar elleri bağlı olduğu halde her yöne doğru kaçmaya çalışırlar. Komutan koşarak gelir ve makinalının başındaki askere bir tekme atar; "vay anam!" diye bağıran asker yere devrilir.

Bir gün içinde ölümle üç kere burun buruna gelmek

Makinalı tüfeğin başına geçen komutan bizzat ateş açmaya başlar. Henüz 10 yaşında bir çocuk olan Hıdır’ın üvey annesi bir eliyle kardeşini altına alır; öteki elini ise Hıdır’a atarak çekmek ister; ama başaramaz. Hıdır buna rağmen üvey annesinin arkasına kendisini atar.

Küçük Hıdır bundan sonra sekiz erkek dördü kız olmak üzere 12 kişinin içinde köye doğru koştuklarını hayal-meyal hatırlayacaktır. Arkalarından yoğun ateş açılmaktadır; korka-ağlaya kaçmaktadırlar. Önce üç kişi kaldıklarını anlarlar; daha sonra ise bir kız ile birlikte koştuklarını fark eder; iki kişi kalmışlardır. Kan-ter içinde girdikleri derenin içi asker ile doludur; askerle onları fark eder etmez namluları üzerlerine çevirir. Ancak komutanları gelenlerin çocuk olduğunu görünce emir verir; karışmazlar.

Bu sırada komutanın mendiliyle gözlerinden akan yaşı sildiğini görürler. Derede köye doğru ilerlemeye başlarlar; bir kere daha asker ile karşılaşırlar; at üzerinde arkalarından gelen aynı komutan bir kere daha emir verir; bir kere daha ölümden kılpayı kurtulurlar. Böylece bir gün içinde ölümle üç kere burun buruna gelmiş; ancak üç kere kurtulmuştur.

"Fotoğrafınızı çekeceğiz" demişlerdi
Koê Sıpe’den kurtulanların hepsi Zımek’in içine gelmiştir. Köy yakılmıştır. Köy içindekiler, kadın ve çocukların kırıldığına hâlâ inanamamaktadırlar. Hıdır’ın ayakları çıplaktır; yalnızca analığı, amcaoğlu ve birkaç akrabası kurtulmuştur.

Birkaç gün sonra ölülerin altından kurtulan; süngüden sağ kalan ve kaçmayı başaran tüm yaralı çocuk, kadın ve erkeklerin toplanmış olduğu Barıx çeşmesine gelirler. Burada yaralıları Bakê İsmail tedavi etmiştir. Pilvenk, Ergenli, Şıx Memedli ve Abbasanlıların sağ kalanları da buradadır.

Birbirlerine bir solukta anlatırlar felaketi; öğrenirler ki Xotera Çê Abaşi denen yerde Abasanlı erkekler; Xopıke mevkiinde ise Şıx Memedli kadın ve çocuklar kırılmıştır. Kadınları ve erkekleri toplarken "fotoğrafınızı çekeceğiz" demişlerdir. Başlarına gelecek felaketten habersiz kadınlar süslene-püslene gitmişlerdir. Zımek ve çevresinde çeşitli ailelerden ve aşiretlerden bin kişi kırılmıştır.

Hıdır ve ailesi bir ay dağlarda kaldıktan sonra af çıkması üzerine kapkara bir hayvan vagonunda İzmir ili, Ödemiş ilçesi, Adıgiden Nahiyesi, Bozçaka köyüne sürgüne gönderilir. Hayvanlarla aynı vagonda yapılan yolculuk sonunda vardıkları İzmir’in köyünde 11 yıl kalırlar. Halkı çok iyi olan bu köyü hep minnetle hatırlayacaktır.

1947'de çıkan Bakanlar Kurulu affıyla tekrar memlekete dönen Hıdır Güneş hâlâ acı anılarını taşıdığı Zımek’te doğduğu evde yaşıyor.

Irkçı karanlığa ışık vermek için
Geçen hafta binlerce Budapeşteli, ellerinde meşalelerle 64 yıl önce götürülen ve bir daha geri gelemeyen masumların anısını unutturmamak için bir kere daha yürüdü. İkinci Dünya savaşında ölüme götürülen ve bir daha evlerine ve sevdiklerine dönemeyen Nazi kurbanlarının anısına, onların götürüldüğü yollardan meşalelerle geçtiler.

Budapeşteliler "ölüme yürüyenlere" olan borcunu her yıl "hayata yürüyüş"le gösterirler. Macaristan’da "Hayata Yürüyüş", tarihte yaşanan trajedileri unutmama ve unutturmama günüdür.

20. yüzyıl bir "kötülükler yüzyılı" oldu. Bu yüzyılın en büyük kırımlarından biri Hıdır Güneş’in de izlerini hafızasında sakladığı Dersim’de yaşandı. Tam 70 yıl evvel, "tek millet" yaratmak isteyen anlayış, küçücük bir bölge olan Dersim’de, insanlığı büyük felaketlere sürükledi.

Macaristan’da olduğu gibi Dersim’de öldürülenleri hiç olmazsa senede bir gün anmak ve mum yakmak, bütün dünyada hayatı hâlâ tehdit eden ırkçı karanlığa karşı bir ışık vermektir. Bu, aynı zamanda Zımek’te ve Dersim’de 1938’de giden ve "geri dönemeyenler"e bir borçtur.

(HA/GG)

http://www.bianet.org/bianet/kategori/biamag/106159/buyuk-felaketleri-unutturmamak


Z.Dersim
(şimdiye kadar 5 posta)
19.05.2008 00:16 (UTC)[alıntı yap]
4 Mayıs 1937'yi, "Dersim Katliamı"nı Hatırlamak


Dünya "tarihsiz halklar"ın tarihiyle yüzleşiyor, Türkiye ise hâlâ dünyaya direniyor. 1938 Dersim Katliamının üzerinden 70 yıl geçti. Dersimlilerin aklından bu trajedi tam 70 yıldır çıkmıyor. Bu tarih yazımında Dersimliler de yerlerini almak istiyor.

BİA Haber Merkezi - Tunceli

10 Mayıs 2008, Cumartesi


Hüseyin AYGÜN

Son 20-30 yıldır resmi tarih dünyada pek çok ülkede ateş altında. 1980'lerden beri her yerde "hafıza konuşmaları" yapılıyor. Latin Amerika diktatörlükleri yıkıldı; Sovyetler çözüldü; Doğu Bloku tarih oldu. Tarihin paramparça olduğu ve her şeyin sorgulandığı bu dönemde "tarih tartışmaları" da yoğun halde.


Ülkelerin yazdığı ders kitaplarındaki ve parlamento tutanaklarındaki kupkuru ve sıkıcı tarih yerle bir durumda. Herkes dününü hatırlamaya çabalıyor; artık tarihleri egemen milletler değil; "küçük halkar" da yazıyor. (Marks bu sonuncular için haklı olarak çok doğru şekilde "tarihsiz halklar" diyordu) Buna tüm dünyada "kozmopolit hafıza" deniyor.


1955'te ilk defa Almanya'da Berlin'de Evanjelist Akademia "halledilmemiş dünün gölgeleriyle yüzleşme" sözünü kullandı. O günden beri küçük halklar veya azınlıklar veya inkar edilen gruplar, başta egemen devletin resmi tarihi ile sonra ise elbette kendi tarihleriyle yüzleşmeye çalışıyor.


"Tarihsiz halklar"ın tarihi
Latin Amerika "yeniden barışma" dedi; Japonlar "geçmişi geride bırakmak" diyorlar. İtalya "Temizlik Operasyonu" yaptı; Franda "Vichy Sendromu" ile yüz yüze geldi. Avusturya "Nazi işbirliğini" ele aldı; İsviçre "Nazi Hesapları" ve "Nazi Altınları" ile yüzleşti. Dünyada tarih tartışmalarında en fazla "geçmişle yüzleşme" veya "geçmişle hesaplaşma" deyimleri kullanılıyor.


Dünyada bu gelişmelere kayıtsız kalmak mümkün değil. Türkiye de geçmiş tartışmalarının kendini kuvvetle hissettirdiği bir ülke. Başta Ermeni kırımı olmak üzere bazı tartışmalar aktüel durumda. Dünya parlamentolarından onlarcası Ermeni Soykırımını tanıdı; pek çok ülke ise tanıma yolunda.


Türkiye ise hâlâ dünyaya direnmeye çalışıyor; ceza yasasındaki lanetli 301. maddeye yapılmak istenen makyaj bile "Türklük ortadan kaldırılmak isteniyor" bağırışlarına sebep olabiliyor. Saygıdeğer tarihçiler hedef oluyor; Türkiye'ye sevgisi apaçık olan Hrant Dink öldürülüyor.


Çelikten, baruttan, süngüden ve betondan oluşan yalanlarla örülü tarih ayakta tutulmaya çalışılıyor. Statükonun muhafızları tarih tartışmacılarına tehditlerle saldırıyorlar: "Ermeni kırımının belgesi yok!" Sanki belgelerle katliam dünyada görülmüş gibi "belge" isteyebiliyorlar.


20. yüzyılın hemen başında "tek dil, tek din ve tek millet" moda idi. Ulus devlet modeli, kapitalizmin bir gereği olarak adeta "tabiat kanunlarının gereği" olarak görülüyordu. Egemen ulus kendi cumhuriyetini inşa ederken onun dev gölgesi altında ezilen dili, dini ve kimliği farklı "tarihsiz halklar"a ise kan, gözyaşı ve sürgün yolları görünüyordu.


Cumhuriyet "özgürlük" getirecekti


1923'te Cumhuriyet kurulurken Anadolunun Alevi-Kızılbaş toplumları umut içerisindeydiler. Bin yıllık saltanat ve hilafet yıkılıyordu. Yüzyıllardır "rafizi, kızılbaş ve sapık mezhep" olarak görülmeleri artık yeterdi. Cumhuriyet "özgürlük" getirecekti.


Ama olmadı. Özgürlük sadece bir nefes alma oldu. "Tek dil ve tek millet" politikası yeniden hedef haline gelmelerine yol açtı. Önce Koçgiri'de sonra Pülümür'de ve Dersim'de ağır haksızlıklarla ve katliamlarla karşılaştılar.


Resmi açıklamalara göre 16 bin; halk anlatımlarına ve tanıklara göre 70 bin kişinin öldürüldüğü; ırmaklarının; derelerinin kan aktığı; sağların ölülerin altında kalarak kurtulduğu ve sürgün yollarına düştüğü 1938 Dersim Katliamının üzerinden 70 yıl geçti.



Sadece Almanya'da 200 bin Dersimli var. Bursa'da; Kayseri'de; Van'da; Elazığ'da; İzmir'de; Salihli'de; Konya'da ve başka pek çok yerde "Dersimliler Mahallesi" var. Kendi toprağında olsun sürgünde olsun Dersimlilerin aklından bu trajedi tam 70 yıldır çıkmıyor.


Dersim: 1938'le yüzleşme çağrısı
Avrupa'dakiler ve Türkiye'dekiler "1938'le yüzleşme" çağrısı yapıyorlar. Avrupa Parlamentosu'na gittiler; Avrupa'da tam beş Dersim milletvekili var. Bunlardan bir tanesi olan Alman Sol Parti Milletvekili Hüseyin Kenan Aydın şunları söylüyor:


"Dersimliler bugün de demokratik ve hoşgörülü bir toplumdur. Bu hukuksuzluk ve katliamları kınarken hiçbir zaman kin ve nefret tohumları ekmeyeceğine inanıyorum. Başta Türk halkı olmak üzere birlikte yaşadığı hiçbir halka düşmanlık beslemediğini de herkes bilmelidir. Ancak, aynı hoşgörüyü ve 70 yıldır kapanmayan yara için gereken adalet duygusunu da haklı olarak ve acilen diğer halklardan beklemektedir."



1938'de Dersim'de büyük bir katliam oldu. On binlerce insan öldürüldü; kalanlar sürgün edildi; bölge insansızlaştırıldı. Bu acımasız uygulamaların sebebi ise Alevi, Kızılbaş, Zaza-Kürt veya "isyankar" olmaktı.


"Köyleri tahrip etmek lüzumlu görülmüştür"
Dersim kırımı için 4 Mayıs 1937'de Bakanlar Kurulu olarak toplandılar ve "1937 Yılında Yapılan Tunceli Tenkil Harekatına Dair Bakanlar Kurulu Kararı"nı aldılar. "Gayet Gizlidir" ibareli yarım sayfadan oluşan kısacık karar ile bir halkın geleceğini belirlediler. Kararın en önemli cümlesi şu idi:


"Sadece taarruz hareketiyle ilerlemekle iktifa ettikçe isyan ocakları daimi olarak yerinde bırakılmış olur. Bunun içindir ki, silah kullanmış olanları ve kullananları yerinde ve sonuna kadar zarar vermeyecek hale getirmek, köyleri kamilen tahrip etmek ve aileleri uzaklaştırmak lüzumlu görülmüştür."


İşte bu karar ile Osmanlı'da "ateş kuyuları"; "Kuyucu Murat Paşalar" ve "Yavuz'un keskin kılıcı" ile dahi çözülemeyen Dersim sorunu kan ile bir kere daha çözülmek istendi. 1938 trajedisi, geride sadece ölü ve yaralılar ve sürgünler değil; Cumhuriyet'e güveni erken bitmiş ve öfkesi artmış bir halk bıraktı.


Bir tarih tartışmasına hala ihtiyaç var. Türkiye'nin tarihini kolektif yazılmalıdır. Ermeniler, Rumlar, Yahudiler, Alevi-Kızılbaşlar, Kürtler, Zazalar, Süryaniler, Asuriler kısacası tüm Türkiye yurttaşları buna ihtiyaç duyuyor. Bu tarih yazımında Dersimliler de yerlerini almak istiyor.


4 Mayıs 1937 tarihli Bakanlar Kurulu kararı Dersimlilerin başına gelen felaketin "resmi belgesi" olmakla kalmayıp tarih tartışmasının "bir zorunluluk" olduğunu da kanıtlıyor (Belgeye sağ taraftaki "Dosyalar" bölümünden ulaşabilirsiniz). (HA/GG)


Kaynak: http://www.bianet.org/bianet/kategori/biamag/106870/4-mayis-1937yi-dersim-katliamini-hatirlamak


Cevapla:

Nickin:

 Metin rengi:

 Metin büyüklüğü:
Tag leri kapat



Bütün konular: 5
Bütün postalar: 8
Bütün kullanıcılar: 1
Şu anda Online olan (kayıtlı) kullanıcılar: Hiçkimse crying smiley
 
  Heute waren schon 1 ziyaretçi (15 klik) hier!  
 
Diese Webseite wurde kostenlos mit Homepage-Baukasten.de erstellt. Willst du auch eine eigene Webseite?
Gratis anmelden